<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlıklı Dişler</title>
	<atom:link href="http://www.sagliklidisler.gen.tr/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sagliklidisler.gen.tr</link>
	<description>Ağız ve Diş Sağlığı Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 31 Mar 2012 17:21:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Dş tedavilerinde genel anestezi kullanımı</title>
		<link>http://www.sagliklidisler.gen.tr/ds-tedavilerinde-genel-anestezi-kullanimi</link>
		<comments>http://www.sagliklidisler.gen.tr/ds-tedavilerinde-genel-anestezi-kullanimi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 18:29:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>stalkers</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diş Tedavileri]]></category>
		<category><![CDATA[anestezi kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[Dş tedavilerinde]]></category>
		<category><![CDATA[genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliklidisler.gen.tr/?p=574</guid>
		<description><![CDATA[Diş hekimi korkusu olan ya da iletişim kurulamayan çocukların genel anestezi altındaki tedavileri riskleri ortadan kaldırırken, çocuğun ailesinden ayrılmaması da tedavi sürecinde önem taşıyor. Çeşitli nedenlerle diş tedavileri yapılamayan çocuklarda genel anestezi kullanımı hem çocukların hem de ailelerin hayatını kolaylaştırıyor. Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Doç. Dr. Şule Çıldır, iletişim kurulamayan ya da diş hekiminden korkan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Diş hekimi korkusu olan ya da iletişim kurulamayan çocukların genel anestezi altındaki tedavileri riskleri ortadan kaldırırken, çocuğun ailesinden ayrılmaması da tedavi sürecinde önem taşıyor.<br />
<span id="more-574"></span><br />
Çeşitli nedenlerle diş tedavileri yapılamayan çocuklarda genel anestezi kullanımı hem çocukların hem de ailelerin hayatını kolaylaştırıyor. Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Doç. Dr. Şule Çıldır, iletişim kurulamayan ya da diş hekiminden korkan çocuklarda tedavinin genel anestezi altında yapılmasının, sanılanın aksine birçok avantajı olduğunu söylüyor.</p>
<p>Genel anesteziyle, çürük dişlerin tedavisinden koruyucu uygulamaya kadar tüm işlemler tek seansta gerçekleştiriliyor ve bu sayede hem ailenin hem de çocuğun tedavi sürecinde yıpranması engellenmiş oluyor. Özellikle küçük yaştaki çocukların tedavi sırasında yaptıkları ani hareketlerle oluşabilecek yaralanma riskleri de böylelikle ortadan kalkıyor.</p>
<p>Çocuk ailesinden ayırılmamalı</p>
<p>Doç. Dr. Şule Çıldır, tedavinin genel anestezi altında yapılmasına karar verilmeden önce çocuğun genel anestezi uzmanı tarafından da muayene edilerek anestezi almasında herhangi bir sakınca olup olmadığının kontrol edildiğini belirterek şu bilgileri veriyor: “İşlem günü hastanede çocuk ailesiyle birlikte küçük sürprizlerin bulunduğu özel bir odaya alınıyor. Anne babasının yanında, ağızdan veya fitil şeklinde ilaç verilerek rahatlatılıyor. İlacın etkisiyle hafif uyku haline geçen çocuk, ameliyathaneye alınıyor. Bu sayede anne babasından ayrıldığını hissetmiyor, sonrasında da anımsamıyor. Tüm çürük diş ve koruyucu tedavileri pedodontist tarafından tedavi edildikten hemen sonra uyandırılıyor. Uygulamanın ardından kısa süre içinde ailesinin yanına getirilen çocuk, gözlerini açtığında yine anne-babasını yanında buluyor. Bir-iki saat gözlem altında tutulduktan sonra aynı gün taburcu ediliyor ve normal hayatına devam ediyor.”</p>
<p>Genel anestezi kimlere uygulanabilir?</p>
<p>• Fiziksel engelli çocuklara,</p>
<p>• Zihinsel engelli çocuklara,</p>
<p>• Restoratif veya cerrahi tedaviye gereksinimi olan ancak akut enfeksiyon, anatomik varyasyonlar veya allerji nedeniyle lokal anestezi uygulanamayan çocuklara,</p>
<p>• Acil tedaviye gereksinimi olmasına rağmen iletişim kurulamayan çocuklara,</p>
<p>• Biberon çürüğü veya erken dönem çocukluk çağı çürükleri adı verilen yaygın çürüklere sahip olan küçük yaştaki çocuklara,</p>
<p>• Genel anestezi yapıldığı takdirde tıbbi risklerin azalacağı (bazı kalp hastalıkları gibi sistemik hastalıkları olan) çocuklara,</p>
<p>• Herhangi bir nedenle (uzak yerde oturulması, allerjik reaksiyon riski vb.) tedavisinin tek seansta tamamlanması gereken çocuklara.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliklidisler.gen.tr/ds-tedavilerinde-genel-anestezi-kullanimi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağız Kokusunu Gidermenin 6 Pratik Yolu</title>
		<link>http://www.sagliklidisler.gen.tr/agiz-kokusunu-gidermenin-6-pratik-yolu</link>
		<comments>http://www.sagliklidisler.gen.tr/agiz-kokusunu-gidermenin-6-pratik-yolu#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 18:28:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>stalkers</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ağız Kokusu]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız]]></category>
		<category><![CDATA[koku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliklidisler.gen.tr/?p=572</guid>
		<description><![CDATA[Ağız kokusu aslında bir hastalık değil. Pek çok kişi, sabah uyandığında ya da soğan, sarımsak gibi kokulu gıdalar tükettiğinde ağzının koktuğunu hisseder. Uzmanlara göre bu koku, normal kabul ediliyor. Ancak bu genel durum, bazı istisnalarla bozuluyor. Çünkü ağız kokusu kimi zaman genel vücut sağlığında oluşan bir bozukluğun habercisi de olabiliyor. KBB Uzmanı Dr. Deniz Hancı, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ağız kokusu aslında bir hastalık değil. Pek çok kişi, sabah uyandığında ya da soğan, sarımsak gibi kokulu gıdalar tükettiğinde ağzının koktuğunu hisseder. Uzmanl<span id="more-572"></span>ara göre bu koku, normal kabul ediliyor. Ancak bu genel durum, bazı istisnalarla bozuluyor. Çünkü ağız kokusu kimi zaman genel vücut sağlığında oluşan bir bozukluğun habercisi de olabiliyor.</p>
<p>KBB Uzmanı Dr. Deniz Hancı, ağız kokusunu giderecek alternatifleri sıraladı.</p>
<p>1. Dilinizi Fırçalayın</p>
<p>Doğru ağız hijyeni için, diş fırçalamanın yanı sıra mutlaka dil temizliği de yapılmalı. Dilin üzerinde, özellikle dil sırtının arka bölgelerinde oluşan bakteriler ağız kokusuna neden olabiliyor. Bu bakterilerin özel olarak tasarlanmış dil fırçaları ile ya da bazı diş fırçalarının arkasında yer alan özel dil temizleme aparatlarıyla temizlenmesi gerekiyor.</p>
<p>2. Bol Su İçin</p>
<p>Su tüketimi, tüm sağlığımız için önemli olduğu kadar ağız kokusunu gidermede de etkin bir rol oynuyor. Böbrekler açısından risk taşıyan kişiler dışında, günde 2,5-3 litre su içmek tükürük salgısının artmasını sağlayarak, ağız kokusunu önlemeye yardımcı oluyor.</p>
<p>3. Tarçın Tüketin</p>
<p>Tarçın, ağız içi bakterilerle mücadelede önemli bir silah olarak gösteriliyor. İçeceklerinizde ve uygun yiyeceklerinizde tarçın kullanabilirsiniz.</p>
<p>4. Yatmadan Önce Gargara Yapın</p>
<p>Yemek ve içmekle ilgili tüm faaliyetlerin bitirildiği uyku öncesinde, dişlerin mutlaka fırçalanması gerekiyor. Fırçalama dışında, alkolsüz ağız gargaralarını kullanmak da koku önleme konusunda yarar sağlıyor.</p>
<p>5. Ağız Nemlendiricileri Kullanın</p>
<p>Kötü ağız kokusunun oluşmasında tükürüğün önemli rol oynadığı kabul ediliyor. Yapılan muayenede tükürük miktarının az olduğu tespit edilen kişiler için, uzmanlar ağız nemlendiricileri önerebiliyorlar. Bunun yanı sıra hastanın bol su içmesi, ağzını kuru tutmamaya özen göstermesi önerilebiliyor.</p>
<p>6. Çinkolu Sakız Çiğneyin</p>
<p>Ağız kokusunu bastırmak için sıklıkla çiğnediğimiz sakızlar her zaman yarar sağlamıyor. Uzmanlar sadece çinkolu sakızların ağız kokusunu azalttığını söylüyor.</p>
<p>Dikkat!</p>
<p>Çocuklarda kronik bademcik iltihabı ağızdan gelen kötü kokunun önemli sebepleri arasında yer alıyor.</p>
<p>Sigara Kokutuyor!</p>
<p>Sigara içmek ağız kuruluğuna neden olduğundan, ağız kokusuna da yol açıyor. Ayrıca diğer bir ağız kokusu nedeni olan diş eti hastalıklarına da zemin hazırlıyor.</p>
<p>Kötü Kokunun Kaynağı Burun Mu?</p>
<p>KBB Uzmanı Doç. Dr. Arif Ulubil, günümüzde her yüz kişinin 30’unda ağız kokusu sorunu oluştuğunu belirterek, bu durumu oluşturan nedenler hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Ağız kokusuna nadiren ağız dışı etkenler de neden olabiliyor. Sinüzit, polip, geniz eti gibi burunla ilgili hastalıklar bu grupta yer alıyor. Söz konusu oluşumlar burundan hava girişini engelleyerek, burun mukozasının kurumasına; dolayısıyla burada kötü kokunun oluşmasına neden oluyor. Bu durumda kötü koku, ağızdan değil de burundan geliyor.</p>
<p>Ağız Kokusunun Pek Çok Nedeni Var</p>
<p>Ağız ortamından kaynaklanan koku, ikiye ayrılıyor. Bunlardan ilki, alınan gıdalar nedeniyle oluşan geçici ağız kokusu; ikincisi de, “Anaerop” bakterilerin neden olduğu kronik ağız kokusu. Geçici ağız kokusu, alınan gıdanın cinsine göre belirli bir süre sonra kendiliğinden geçiyor. Kronik ağız kokusunun oluşmasında diş çürükleri, diş eti hastalıkları, aftlar, uyumsuz ve kötü kullanılan protezler ile ağız kuruluğu gibi faktörler rol oynuyor. Sorunun esas nedeni olarak ise ağız içerisindeki yumuşak dokularda, özellikle de dil kökünde oluşan anaerop bakteri birikimi gösteriliyor. Tükürük akış hızı ve miktarındaki azalma da ağız kokusunu artırıcı etkenler arasında sayılıyor. Ağız kuruluğunda normalden daha az olan tükürük, dil üzerinde oluşan sülfür bileşiklerini yeterince yıkayamadığından ağız kokusunun artmasına neden oluyor. Ağız kuruluğunun bir diğer olumsuzluğu da, tükürük azlığının, ortamdaki oksijen yetersizliğine neden olması. Ağız ortamındaki oksijen azlığı da anaerop bakterilerin oluşmasına neden oluyor.</p>
<p>Stres Faktörü</p>
<p>Stres ağız kuruluğuna yol açtığı için, kötü kokunun oluşma nedenleri arasında sayılıyor.</p>
<p>Diğer Nedenler</p>
<p>Bronşlara bağlı enfeksiyonlar, akciğer enfeksiyonları, böbrek yetmezlikleri, diyabet, karaciğer hastalıkları, C vitamini eksikliği ve bazı tür kanserler de ağız kokusuna neden olabiliyor. Ancak bu rahatsızlıklar, ağız kokusu sorunu olanların arasında çok az yer tutuyor. Ayrıca kullanılan bazı ilaçlar ve reflü hastalığı da ağız kokusuna neden olan etkenler arasında yer alıyor. Ağız kokusuyla ilgili alınabilecek alternatif önlemlere başvurulmadan önce, tüm bu olasılıklarla ilgili incelemelerin dikkate alınması gerekiyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliklidisler.gen.tr/agiz-kokusunu-gidermenin-6-pratik-yolu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağzınız Hastalıklarınızı Ele Veriyor!</title>
		<link>http://www.sagliklidisler.gen.tr/agziniz-hastaliklarinizi-ele-veriyor</link>
		<comments>http://www.sagliklidisler.gen.tr/agziniz-hastaliklarinizi-ele-veriyor#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 18:26:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>stalkers</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ağız ve Diş Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliklidisler.gen.tr/?p=570</guid>
		<description><![CDATA[Dil ve diş etlerindeki belirgin değişikliklerin, anemi, kanser, romatizma ve hatta AIDS gibi hastalıların habercisi olabileceğini biliyor musunuz ? Beyoğlu Uzmanı Dr. Metin A. TELLİ ağız sağlığına göre hastalık belirtilerini şöyle sıralıyor; Ağız Kokusu: Hastalarca utandırıcı, anksieteye sebep olan, hoş karşılanmayan bir durum olarak tanımlanmaktadır. Bu belirtiyi maskeleyebilmek için çeşitli sakızlar, gargaralar ve kozmetik ürünler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dil ve diş etlerindeki belirgin değişikliklerin, anemi, kanser, romatizma ve hatta AIDS gibi hastalıların habercisi olabileceğini biliyor musunuz ? Beyoğlu Uzmanı Dr. Metin A. TELLİ ağız sağlığına göre hastalık belirtilerini şöyle sıralıyor;<br />
<span id="more-570"></span><br />
Ağız Kokusu: Hastalarca utandırıcı, anksieteye sebep olan, hoş karşılanmayan bir durum olarak tanımlanmaktadır. Bu belirtiyi maskeleyebilmek için çeşitli sakızlar, gargaralar ve kozmetik ürünler kullanılmaktadır, ancak bütün uğraşlara rağmen etkileri geçicidir ve sorunu çözmekten uzaktır. Yenilen gıdaların karakteristik kokuları dışında, ağız kokusu, en sık dental (diş) hijyenine uyulmaması sonucu diş ve diş etlerinde üreyen bakterilerin oluşturduğu (yumurta sarısına benzer koku) hidrojen sülfit, dişler ve dişetleri üzerindeki plaklar(ince bakteri tabakası), diş ve diş etlerinde meydana gelen enfeksiyon (periodontitis), dil yüzeyini kaplayan bakteri tabakasının oluşturduğu plaka sebebiyle ortaya çıkar. Tükürük ağız temizliğinde yardımcı ve antibakteriyel özelliklidir.</p>
<p>Ağız kuruluğu:Tükürük salgısının azalması sebebiyle geceleri doğal olarak gerçekleşir. Özellikle geceleri ağzımız açık uyumamıza yol açan burun tıkanıklığına sebep olan burun şekil bozuklukları ve burun mukozası enfeksiyonları ağız kokusu sebepleridir. Tüm ağız kokusu hastalarının % 10 unda ağız dışı sebepler saptanmıştır. Diyabet, böbrek karaciğer hastalıklarında (karaciğer yetersizliği) balık kokusuna benzer ağız kokusu karakteristiktir. Kontrolsüz diyabet hastalarında aseton kokusu koma öncesi durumun erken habercisidir. Yemek borusuna ve ağız içine doğru olan kronik reflü hastalığına kötü nefes kokusu eşlik eder. Kan basıncı düzensizlikleri, psikiyatrik problemler, idrar yolu hastalıkları indirekt olarak ağız kuruluğuna yol açarak, sinüs enfeksiyonu (sinüzit), geniz akıntısı, üst ve alt solunum yolu enfeksiyonları, akciğer abse ve kanseri, direkt olarak kötü nefes kokusu sebepleridir. Tütün ürünleri ve bunların yol açtığı periodontal hastalıklarda önemli sebepler arasında sayılmaktadır. Sjögren Hastalığı göz ve ağız salgısında kurumayla birlikte seyreden sistemik, tüm vücudu etkileyen romatizmal bir hastalıktır.</p>
<p>Ağız Yaraları ve Uçuk: Özellikle vücut direnci düşük ve viral enfeksiyon geçiren kişilerde ağız içinde ülserler(aft) ve dudak çevresinde uçuk sık rastlanan lezyonlardır, ağrılı ağız ve ağızda hassasiyete neden olurlar (glossodynia). Özellikle vücut direnci düşük veya çeşitli sebeplerle antibiyotik kullanan hastalarda dilde beyazlaşma ve sonrasında kırmızı parlak dil kandida denilen fırsatçı mantarlar grubu tarafından oluşturulan enfeksiyonları akla getirmelidir(örneğin; pamukçuk). Behçet ve AIDS gibi hastalıkların ilk bulgusu ağız içi ve çevresinde gözlenen uçuk ve tekrarlayan aftöz ülserler olabilir. Aftlar ağız içerisindeki yüzeysel ülserlerdir, sebebi tam olarak anlaşılamasa da çeşitli hastalıklar, bazı diş macunlarındaki kimyasallar, B12 ve demir gibi bazı vitamin ve minerallerin eksiliği ile bağlantılı bulunmuştur. Uçuk ise ağız çevresine meydana gelen fırsatçı herpes virüs enfeksiyonudur.</p>
<p>Aşırı Yıpranmış Dişler: Aşırı stresli ve günlük hayatında titiz ve hassas kişilerde geceleri diş gıcırdatma ve diş sıkmaları gözlenir. Kişilerin psikiyatrik ve kişilik sorunları giderek yıpranan kırılan ve sonunda diş kayıplarına yol açan diş ve diş eti hastalıkları ile sonuçlanır. Bu sebeple bazen basit görülen, toplumda hassas ve sinirli olarak tanımlanan kişiler profesyonel yardım almadıkları takdirde yıpranmış kötü görünümlü dişler ve buna bağlı ek psikolojik bozukluklarla karşı karşıya kalırlar.</p>
<p>Diş Eti Hastalıkları: Genetik olup erken yaşta diş kayıplarına yol açabileceği gibi, tamamen diş ve ağız içi bakım ve hijyenine uyulmaması sonucu oluşan diş eti enfeksiyonu (periodontitis) şeklinde de kendini gösterebilir. Kullanılan bazı ilaçlar (hipertansiyon ve epilepsi ilaçları; amlodipin=norvasc, difenilhidantoin) diş etinde hipertrofi denilen büyüme ve uzamalara yol açabilirler, hatta bazen kalıcı olabilen bu durum düzenli olarak diş etlerinin bir diş doktoru tarafından cerrahi girişimini gerektirebilir. Hamilelik, stres, tütün kullanımı, beslenme bozuklukları (C- vitamini eksikliği; skorbüt), Diyabet, AIDS, Lösemi, Behçet gibi sistemik hastalıklar, diş eti bozuklukları nedenidir. Löseminin bazen ilk bulgusu diş eti kanamaları ve diş eti hipertrofisi (diş etlerinde uzama ve genişleme) olabilmektedir.</p>
<p>Dilin Hastalıkları: Dildeki villüslerin aşırı büyümesi tüylü dil denilen görünümü ortaya çıkartır, ateş, antibiyotik tedavisi, peroxit içeren gargaralar en sık sebeplerdir, AIDS hastalığında tüylü görünümlü lökoplaki tipiktir. B12 ve demir eksikliğinde dilde solukluk ve düzleşme meydana gelir, dil üzerindeki papilla denilen çıkıntılar silinmiştir. Kızıl hastalığında ilk belirti dilin aşırı kırmızı rengi olabilmekteyken, Kawazaki hastalığında (çocukluk yaşlarından itibaren gözlenen bir damar hastalığı, vaskülit çeşididir) yine ağaç çileği görünüm ve renginde dil karakteristiktir. Düz ve kırmızı dil Pellegra hastalığında (diyetteki Vitamin B3=niasin eksikliğinde) gözlenirken; glossit olarak adlandırılan dil enfeksiyonunda ağrılı, hassas, kızarık ve şişmiş bir dille karşılaşırız. Dilde beyaz lekeler ateş, dehidratasyon, sifiliz 2.dönem, veya ağızdan nefes almanın bulgusu olabilir. Tahriş eden asidik gıdalar (ananas),mantar enfeksiyonları (pamukçuk=kandida) yanan dil sendromuna yol açabilmektedirler. Ağrılı dil allerji, herpes simplex enfeksiyonları, tüberküloz, erken dönem sifiliz ve bağışıklık sistemi hastalıklarının belirtisi olabilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliklidisler.gen.tr/agziniz-hastaliklarinizi-ele-veriyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yemekten Sonra Dişlerinizi Fırçalamayın</title>
		<link>http://www.sagliklidisler.gen.tr/yemekten-sonra-dislerinizi-fircalamayin</link>
		<comments>http://www.sagliklidisler.gen.tr/yemekten-sonra-dislerinizi-fircalamayin#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 18:24:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>stalkers</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ağız ve Diş Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Dişlerinizi]]></category>
		<category><![CDATA[Fırçalamayın]]></category>
		<category><![CDATA[Yemekten Sonra]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliklidisler.gen.tr/?p=568</guid>
		<description><![CDATA[21. yüzyıl yaşam tarzı, diş minesinin aşınması anlamına gelen asit erozyonuna sebep oluyor. Uzmanlar, modern beslenme alışkanlıklarının bir parçası olarak tüketilen bazı yiyecek ve içeceklerin yüksek düzeyde asit içerdiğini, bu nedenle de dişlerde geri dönülmez hasarlara yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Dişlerde görülen asit erozyonu ile modern beslenme alışkanlıkları arasında bağlantı olduğu belirtiliyor. Diş Hekimi Protez [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>21. yüzyıl yaşam tarzı, diş minesinin aşınması anlamına gelen asit erozyonuna sebep oluyor. Uzmanlar, modern beslenme alışkanlıklarının bir parçası olarak tüketilen b<span id="more-568"></span>azı yiyecek ve içeceklerin yüksek düzeyde asit içerdiğini, bu nedenle de dişlerde geri dönülmez hasarlara yol açabileceği uyarısında bulunuyor.</p>
<p>Dişlerde görülen asit erozyonu ile modern beslenme alışkanlıkları arasında bağlantı olduğu belirtiliyor.</p>
<p>Diş Hekimi Protez Doktoru Çağdaş Kışlaoğlu, 21. yüzyıl yaşam tarzının,</p>
<p>diş minesinin aşınması anlamına gelen asit erozyonuna sebep olduğunu ifade etti. Dr. Kışlaoğlu, her yaştan kadın ve erkeği tehdit eden asit erozyonunun,</p>
<p>asitli yiyecek ve içeceklerin dişle teması sonucunda diş minesi yüzeyinin yumuşaması ile ortaya çıktığını belirtti. Dr. Çağdaş Kışlaoğlu’na göre, zamanla bu asidik yumuşama önemli bir aşınmaya ve dolayısıyla da diş minesinin kalınlığının azalmasına yol açabiliyor. Bu da dişin dokusu, şekli ve görünümünde değişime ve diş hassasiyetinin artmasına neden oluyor.</p>
<p>Günümüzde artık insanlar yaşam tarzı, sağlık ve beslenme konularında daha fazla bilinçliler. Daha az şeker ve yağ seçenekleriyle, modern beslenme alışkanlıkları geçmişe nazaran daha sağlıklı. Ancak Dr. Kışlaoğlu, modern beslenme alışkanlıklarının bir parçası olarak tüketilen bazı yiyecek ve içeceklerin yüksek düzeyde asit içerdiğini, bu nedenle de dişlerde geri dönülmez bir hasara yol açabileceği uyarısında bulundu.</p>
<p>Gazlı içeceklere dikkat!</p>
<p>Dr. Çağdaş Kışlaoğlu, son zamanlarda sağlıklı ve besleyici olmaları sebebiyle meyve suları, düşük kalorili ve yağ oranı düşük yiyecek ve içeceklerin özellikle tercih edildiğini söyledi. Fakat Dr. Kışlaoğlu’na göre, birçok meyvede ve meyve suyunda, çayda, sirkede, şekerli veya şekersiz gazlı içeceklerde bulunan asidin diş minesinin yüzeyinin yumuşamasına ve zamanla diş minesinin aşınmasına sebep oluyor. Kışlaoğlu, bu nedenle özellikle asitli içeceklerden uzak durulmasının diş sağlığı bakımından önemli olduğunu vurguladı.</p>
<p>Pişirme yöntemleri asidi etkiliyor</p>
<p>Diş Hekimi Protez Doktoru Çağdaş Kışlaoğlu, modern pişirme trendlerinin de yiyeceklerin içindeki asidi etkileyebileceğine dikkat çekti. Dr. Kışlaoğlu, İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre kabak, soğan ve biber gibi sebzelerin fırında pişirilmesinin bu sebzelerdeki asidi, haşlama ve kısık ateşte pişirme gibi geleneksel tekniklere oranla arttırdığını vurguladı.</p>
<p>Yemekten hemen sonra diş fırçalamak çok zararlı …</p>
<p>Dr. Çağdaş Kışlaoğlu, ayrıca modern yaşamın diğer gerekliliklerinin de dişlerde asit erozyonu oluşturma riskini arttırdığına da değindi. Bembeyaz dişlere sahip olma modasının, piyasada ciddi biçimde aşınmaya yol açan diş macunlarının artmasına yol açtığını söyleyen Kışlaoğlu şu bilgileri verdi:</p>
<p>“Aşınmaya yol açan diş macunları ve özellikle yemeklerden hemen sonra dişlerin fırçalanması ile yüksek derecede asit içeren yiyecek ve içeceklerin tüketiminin bir araya gelmesi, asit erozyonu oluşumunu hızlandırıyor.</p>
<p>Asit erozyonunun ilk safhalarında dişlerin parlaklığı ya da görünümünde yüzeyin aşınmasına bağlı olarak değişim gözleniyor. Diş minesi aşındıkça, minenin altındaki dentin gözle görülebilir duruma geliyor. Bu da dişlerin daha sarı renkte görünmesine, ayrıca sıcak ve soğuk yiyecek, içeceklere karşı daha hassas olmasına sebep olabiliyor. Asit erozyonu daha ciddi boyutlara ulaştığında ise, dişlerde belirgin sarı lekelere, şeffaflığa, diş uçlarında çatlaklara, daha fazla hassasiyete ve diş yüzeyinde ufak oyuklara sebep olabiliyor.”</p>
<p>Asit erozyonunun etkilerinin geri döndürülemez olduğunu vurgulayan Dr. Çağdaş Kışlaoğlu, diş muayenesi sırasında diş hekiminden asit erozyonunun belirtilerini mutlaka kontrol etmesini istememizi öneriyor.</p>
<p>Diş Hekimi</p>
<p>Çağdaş Kışlaoğlu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliklidisler.gen.tr/yemekten-sonra-dislerinizi-fircalamayin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beslenme Çantasına Dikkat !</title>
		<link>http://www.sagliklidisler.gen.tr/beslenme-cantasina-dikkat</link>
		<comments>http://www.sagliklidisler.gen.tr/beslenme-cantasina-dikkat#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 18:23:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>stalkers</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ağız ve Diş Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Çantasına]]></category>
		<category><![CDATA[Dikkat !]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliklidisler.gen.tr/?p=566</guid>
		<description><![CDATA[Ağız Ve Diş Sağlığı İçin Beslenme Çantasına Dikkat! Yeni eğitim-öğretim dönemiyle beraber çocukların okul heyecanı başladı, ailelerin sorumlulukları arttı. Peki, okulda olduğu süre içinde kontrol edemediğimiz çocuklarımızın ağız ve diş sağlığını nasıl koruyacağız? Diş Hekimi Çağdaş Kışlaoğlu, beslenme çantasının olmazsa olmazlarını ve diş sağlığını korumanın yollarını anlattı… Dengeli beslenme çocukların genel vücut gelişimini etkilediği gibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ağız Ve Diş Sağlığı İçin Beslenme Çantasına Dikkat!</p>
<p>Yeni eğitim-öğretim dönemiyle beraber çocukların okul heyecanı başladı, ailelerin sorumlulukları arttı. Peki, okulda olduğu süre içinde kontrol edemediğimiz çocuklarımızın ağız ve diş sağlı<span id="more-566"></span>ğını nasıl koruyacağız? Diş Hekimi Çağdaş Kışlaoğlu, beslenme çantasının olmazsa olmazlarını ve diş sağlığını korumanın yollarını anlattı…</p>
<p>Dengeli beslenme çocukların genel vücut gelişimini etkilediği gibi diş sağlığında da önemli rol oynuyor. Okul çağındaki çocukların diş sağlığı için beslenme çantasında yer alması gerekenleri hatırlatan Kışlaoğlu, kantinlerdeki yeni düzenlemeye de dikkat çekti. ‘’Okullarda gıda satışı konusunda yapılan yasal düzenlemeyle artık kantinlerde gazlı içecek, cips ve kızartma satışı yasaklandı. Bunların yerine öğrenciler süt ve süt ürünleri, taze sıkılmış meyve suları ve tane ile satılan meyvelere teşvik edilecek’’ diyen Kışlaoğlu, beslenme çantası hazırlarken dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.</p>
<p>Karbonhidratlar Çürüğe Neden Oluyor!</p>
<p>Diş gelişiminin doğru ilerlemesi için çocukların sağlıklı bir beslenme programına ihtiyacı var. Karbonhidrat ağırlıklı beslenme düzenine sahip bir çocuk, çürük oluşumu açısından risk altındadır. Özellikle nişasta, şeker içeren ve yapışkan gıdaların çok tehlikeli olduğunu belirten Kışlaoğlu, bunların diş yüzeyine yapışarak çürük oluşumuna ortam hazırladığını vurguladı.</p>
<p>Vitamin ve Kalsiyumu İhmal Etmeyin</p>
<p>Diş sağlığı için tüm vitamin çeşitleri beslenmede yer almalı ve çocuğun aldığı gıdalar mutlaka kalsiyum, fosfor ve uygun seviyelerde florür içermelidir. Bu nedenle beslenme çantasında sıkça bulunması gereken gıdaların başında süt ve süt ürünleri geldiğini dile getiren Kışlaoğlu, sütlerin kutuları açılmadığı sürece oda sıcaklığında güvenle saklanabildiğini, yoğurt ve ayranın da sağlıklı seçimler olduğunu vurguladı.</p>
<p>Sebze ve Meyveler Çürük Oluşumunu Engelliyor</p>
<p>Sebze ve meyvelerin mutlaka beslenme çantasında yer alması gerekmediğini belirten Kışlaoğlu, sandviçin içine domates, salatalık veya yeşilbiber koymanın ya da sebzeli böreği tercih etmenin çocuklar için daha uygun olacağını belirtti. Ayrıca beslenme çantasında her gün bir meyve bulunması gerektiğini vurgulayan Kışlaoğlu çocuğun yemekten sonra tüketmese de teneffüslerde açlık hissedince meyvesini yiyebileceğini belirtti. Sebze-meyvelerin doğrandıktan sonra bekletilmesi vitamin kayıplarına yol açtığı için Kışlaoğlu, meyvenin beslenme çantasına tek parça halinde konmasını öneriyor.</p>
<p>Atıştırmalıklar Sağlığı Tehdit Ediyor!</p>
<p>Çocukların tükettiği abur cuburlar diş sağlığı için son derece tehlikelidir. Özellikle şekerleme, kurutulmuş meyve, tuzlu ve yağlı yiyecekler, şekerli gıdalar, asitli içecekler, cips ve kızartmalar dişlerdeki plakla birleşerek çürüğe neden olur. Bu gıdaların mümkün olduğunca az tüketilmesini öneren Kışlaoğlu, çocuğunuzun diş hekimi tarafından düzenli olarak kontrol edilmesi gerektiğinin altını çizdi.</p>
<p>Çürük Oluşumu Engellenebilir mi?</p>
<p>Çürüğü tamamen engelleyebilecek bir aşı ya da ilaç henüz geliştirilemedi, ancak çürük sayısını azaltmaya yönelik malzemeler günümüzde kullanılmaktadır.</p>
<p>Fissür Örtücüler: Azı dişlerinin çiğneme yüzeyinde fissür denilen küçük çukurcuklar vardır. Fissür örtücü malzemeyle çukurcukların üzeri kapatılıp; o bölgeye mikrop ve yemek artığı sızması engellenerek çürüğün başlaması önlenir. Bu işlem 6 yaşından itibaren kalıcı azı ve küçük azı dişlerine uygulanabilir.</p>
<p>Flor Uygulaması: Çürüğü engellemenin başka bir yolu da çürüğe karşı direnci artırmaktır. Dişlere yüzeysel flor uygulanması suretiyle bu direnç kazandırılır.</p>
<p>Diş Fırçalama: Çocukların ileride diş fırçalama alışkanlığını sürdürmesi için en etkili yöntem erken yaşlarda bu alışkanlığın kazandırılmasıdır. Ayrıca okulda yemekten sonra dişlerini fırçalaması için uygun bir fırça ve macun her zaman çocuğun çantasında yer almalıdır.</p>
<p>Diş Hekimi</p>
<p>Çağdaş Kışlaoğlu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliklidisler.gen.tr/beslenme-cantasina-dikkat/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağız ve Diş Sağlı Önerileri&#8230;</title>
		<link>http://www.sagliklidisler.gen.tr/agiz-ve-dis-sagli-onerileri</link>
		<comments>http://www.sagliklidisler.gen.tr/agiz-ve-dis-sagli-onerileri#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 18:21:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>stalkers</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ağız ve Diş Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Sağlı]]></category>
		<category><![CDATA[Önerileri...]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliklidisler.gen.tr/?p=564</guid>
		<description><![CDATA[Ağız Ve Diş Bakımında Doğru Bildiğimiz Yanlışlar Ağız ve diş bakımı konusunda yeterli bilince sahip olmayanlar, sağlığını yanlış bilgilerle hareket ederek tehlikeye atabiliyor. Dişleri beyazlatmak için başvurulan yanlış yöntemlerle sağlıklı dişler kaybedilirken ağız kokusunun herkeste var olduğu düşüncesiyle tedavi ihmal ediliyor. Ağız ve diş bakımında yapılan yanlışları ve yapılması gerekenleri Diş Hekimi Çağdaş Kışlaoğlu anlatıyor… [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ağız Ve Diş Bakımında Doğru Bildiğimiz Yanlışlar</p>
<p>Ağız ve diş bakımı konusunda yeterli bilince sahip olmayanlar, sağlığını yanlış bilgilerle hareket ederek tehlikeye atabiliyor. Dişleri beyazlatmak için başvurulan yanlış yöntemlerle sağlıklı dişler kaybedilirken ağız kokusunun herkeste var olduğu düşüncesiyle tedavi ihmal ediliyor. Ağız ve diş ba<span id="more-564"></span>kımında yapılan yanlışları ve yapılması gerekenleri Diş Hekimi Çağdaş Kışlaoğlu anlatıyor…</p>
<p>Ağız Kokusu Tedavi Edilebilir Bir Problem</p>
<p>Çürük diş, diş eti hastalığı, sindirim sistemi ile ilgili rahatsızlıklar, sinüzit veya üst solunum yolu enfeksiyonlarından kaynaklanan ağız kokusunun, kişinin yaşam kalitesini düşürdüğünü belirten Kışlaoğlu, bu sorunun yanlış bilgilere dayanarak ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizdi.</p>
<p>Süt Dişlerinin Bakımı İhmal Ediliyor</p>
<p>Çocuklarda süt dişinin erken çekimi, yeni sürecek olan daimi dişlerde çapraşıklığa ve çene kemiği gelişiminde bozulmalara neden olduğundan, bu dişlere dolgu yapılması gerekirken, yeterli bir bilince sahip olmayan ebeveynler ‘Nasılsa yeni diş gelecek’ düşüncesiyle dolgu yaptırmayı düşünmüyor.</p>
<p>Diş Hekimi Kışlaoğlu, ağız ve diş bakımında doğru bildiğimiz yanlışları şöyle sıralıyor;</p>
<p>* Sert diş fırçası daha iyi temizler: YANLIŞ</p>
<p>Dişleri iyi fırçalamak fırçanın sertliğiyle değil, fırçalama tekniğiyle ilgilidir. Genellikle orta sertlikte diş fırçası kullanılması uygundur. Çok sert fırçalar, dişleri aşındırabilir.</p>
<p>Bastırarak fırçalamak, dişleri temizlemek yerine fırça çürüğü dediğimiz aşınmalara neden olur. Dişlerin mine tabakası aşındığı için, alttaki sarı tabaka ortaya çıkar ve dişler daha sarı gözükür. Ayrıca sert fırçalamak, dişlerde hassasiyete ve diş eti çekilmesine neden olur.</p>
<p>* Beyazlatıcı içeren diş macunları dişlere zarar verir: DOĞRU</p>
<p>Diş beyazlatıcı olarak piyasada satılan macunlar aslında dişleri beyazlatmaz. Ayrıca anti-tartar veya sigara içenlere yönelik üretilen diş macunlarında da yoğun miktarda aşındırıcı maddeler olduğu için uzun süreli kullanımda diş minesine kalıcı zararlar verebilir.</p>
<p>* Dişleri karbonat ve tuzla fırçalamak dişleri beyazlatmaz: DOĞRU</p>
<p>Karbonat ve tuz, iri granüllü maddeler olduğu için dişin mine tabakalarını çizer ve aşındırır. Bunun sonucunda dişler parlaklığını kaybeder ve yiyip içtiğimiz besinlerle, dişler kısa süre sonra doğal rengini kaybeder.</p>
<p>* Diş taşları temizlendikten sonra daha çok diş taşı oluşur: YANLIŞ</p>
<p>Dişleri düzenli ve doğru fırçalamak diş taşı oluşumunu engeller. Altı ayda bir diş hekimi kontrolü sayesinde, iyi fırçalayamadığımız alanlarda oluşan diş taşlarının diş hekimi tarafından temizlenmesi gerekir.</p>
<p>* Diş fırçalarken diş etlerinin kanaması iyidir: YANLIŞ</p>
<p>Diş fırçalarken görülen kanamalar, diş eti iltihabının belirtilerinden biridir ve vakit kaybetmeden bir diş hekimine başvurmak gerekir. Diş etlerinin, kanamadan dolayı fırçalanmaması sonucu, mevcut iltihabi durum şiddetlenecektir. Hastalar kanama olan bölgeyi daha iyi fırçalamalı ve mutlaka diş hekimine başvurmalı.</p>
<p>* Ağrı olduğunda dişe aspirin, tütün, kolonya, rakı ve tuz koymak ağrıyı keser: YANLIŞ</p>
<p>Alkol ve alkol içerikli maddelerin diş ve diş eti bölgesine uygulanması, diş etlerinde alkol-aspirin yanığı denilen komplikasyonlara neden olur. Dişlerin üzerine uygulanan tütün, tuz gibi maddelerin de ağrı kesici özellikleri yoktur. Ağrı, ancak mevcut sorun giderildiğinde ortadan kalkar.</p>
<p>* Süt dişleri düşecek de olsa dolgu yapılmalıdır: DOĞRU</p>
<p>Süt dişinin erken çekimi, alttan gelen daimi dişlerde çapraşıklığa ve çene kemiği gelişiminde bozulmalara neden olur. Bu nedenle düşecek de olsa bu dişlere dolgu yapılmalıdır.</p>
<p>* Her hamilelik bir diş götürür: YANLIŞ</p>
<p>Her hamilelikte diş kaybı söz konusu değildir. Ağız bakımının tam olarak sağlanamaması, tedavi edilemeyen çürüklerin varlığı ve diş eti hastalıklarının ilerlemesi durumunda diş kayıpları oluşabilir.</p>
<p>* Hamilelikte diş tedavisi bebeğe zarar verir: YANLIŞ</p>
<p>Aciliyet gerektiren diş tedavileri, hamileliğin her döneminde yapılabilir.</p>
<p>Diş Hekimi ve Protez Uzmanı</p>
<p>Çağdaş Kışlaoğlu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliklidisler.gen.tr/agiz-ve-dis-sagli-onerileri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dişlerin Kurtarıcısı Kanal Tedavisi</title>
		<link>http://www.sagliklidisler.gen.tr/dislerin-kurtaricisi-kanal-tedavisi</link>
		<comments>http://www.sagliklidisler.gen.tr/dislerin-kurtaricisi-kanal-tedavisi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 18:20:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>stalkers</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kanal Tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Dişlerin]]></category>
		<category><![CDATA[kanal tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtarıcısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliklidisler.gen.tr/?p=562</guid>
		<description><![CDATA[Çürük veya travma gibi nedenlerle dişin iç kısmında bulunan sinirinin (pulpa) iyileşemeyecek düzeyde zarar gördüğü ya da öldüğü durumlarda uygulanan kanal tedavisi ile dişlerinizi kurtarabilirsiniz.Diş Hekimi Cansın Özgür kanal tedavisi ile ilgili sorduğumuz soruları yanıtlıyor. Kanal tedavisi dişleri gerçekten kurtarır mı? Kanal tedavisi eskiden ‘Çekilecek Diş’ olarak baktığımız birçok dişi kurtarmamızı sağlamaktadır. Dişlere kanal tedavisi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çürük veya travma gibi nedenlerle dişin iç kısmında bulunan sinirinin (pulpa) iyileşemeyecek düzeyde zarar gördüğü ya da öldüğü durumlarda uygulanan kanal tedavisi ile dişlerinizi kurtarabilirsiniz.Diş Hekimi Cansın Özgür kanal tedavisi ile ilgili sorduğumuz soruları yanıtlıyor.<span id="more-562"></span></p>
<p>Kanal tedavisi dişleri gerçekten kurtarır mı?</p>
<p>Kanal tedavisi eskiden ‘Çekilecek Diş’ olarak baktığımız birçok dişi kurtarmamızı sağlamaktadır.</p>
<p>Dişlere kanal tedavisi yeni bir uygulama mıdır?</p>
<p>Hayır. Kanal tedavisi yıllardır uygulanan bir tedavi şeklidir. Birçok diş kanal tedavisi görmüş şekilde birçok hastanın ağzında hayatlarını sürdürmektedir.</p>
<p>Kanal tedavisi başarısı nedir?</p>
<p>Kanal tedavisindeki başarı oranı yıllar geçtikçe teknolojideki gelişmelerin de artması ile birlikte, gitgide artmaktadır. Örnek olarak ,kliniğimizde yapılan hiçbir kanal tedavisi başarısız olmadı. Eskiden el eğeleri dediğimiz aletlerle hekimin el hassasiyeti ile yapılan kanal tedavileri artık neredeyse her ölçümü kendi üzerindeki teknik donanımla yapan döner aletlerle yapılmakta&#8230; Dolayısıyla insan kaynaklı hatalara neredeyse hiç yer kalmamıştır.</p>
<p>Bir diş neden kanal tedavisine ihtiyaç duyar?</p>
<p>Bir dişin kanal tedavisi ihtiyacı birçok nedenle oluşmakla birlikte, genel sebep diş çürükleri olarak bilinmektedir. Dişlerimizin içerisinde pulpa dediğimiz sinirler ve damarlardan oluşan bir oluşum vardır. Çürük veya dişte oluşan herhangi bir travma pulpa dokusunu da içine aldıysa, bu tip vakalarda kanal içerisinde oluşan bu durumu yok etmek için kanal tedavisine ihtiyaç duyulmaktadır.</p>
<p>Kanal tedavisi ihtiyacı her zaman dişteki ağrı ile mi paraleldir?</p>
<p>Hayır. Kanal tedavisi ihtiyacı eğer dişte oluşan travma veya çürük akutsa genellikle ağrıyla paralel haraket eder. Fakat enfeksiyon veya travma uzun süreli olarak ilerlediyse, dişte herhangi bir ağrıya sebep olmadan kanal tedavisi ihtiyacı doğar.</p>
<p>Kanal tedavisi ihtiyacının kesinleşmesi için ne gerekir?</p>
<p>Kanal tedavisi ihtiyacının kesinleşmesi için, radyografi desteği ile yapılacak olan bir Diş Hekimi muayenesi gerekmektedir.</p>
<p>Peki kanal tedavisinde yapılan nedir?</p>
<p>Kanal tedavisi sırasında hekim olarak yaptığımız şey, en kaba tabirle ‘dişin sinirlerini almak’ değildir. Dişlerin içerisinde, bir veya daha çok kanal vardır. Bizim yaptığımız, bu kanalların öncelikle tespitidir. Sonrasında bu kanalların kökün ucuna kadar boşaltılması ve tamamen guta percha denen materyallerle doldurulması işlemidir. Her kanalın tamamen dolması bu uygulamanın en hassas noktasıdır.</p>
<p>Çok tatsız bir fenomen gibi duruyor&#8230; Hastalar bu sırada birşey hisseder mi?</p>
<p>Lokal anestezik maddelerdeki gelişmelerle ve iyi uygulanan bir anestezi tekniği ile hastaların herhangi bir ağrı duyma olasıklıkları yoktur. Bu konuda korkacak birşey yoktur.</p>
<p>Peki sonrasında bir ağrı olabilir mi?</p>
<p>Evet. Kanal tedavisini takiben birkaç gün süreyle nahoş bir his söz konusu olabilmektedir. Fakat bu sırada ağrı kesici ilaçlarla bu tatsız durumu en hafif şekilde atlatmak mümkündür.</p>
<p>Kanal tedavisini takiben diş hemen kullanılabilir mi?</p>
<p>Kanal tedavisini takiben uygulanacak dolgu veya porselen uygulamaları ile diş hemen kullanılabilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliklidisler.gen.tr/dislerin-kurtaricisi-kanal-tedavisi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlam Dişlerin Katili , Dişeti Hastalıkları</title>
		<link>http://www.sagliklidisler.gen.tr/saglam-dislerin-katili-diseti-hastaliklari</link>
		<comments>http://www.sagliklidisler.gen.tr/saglam-dislerin-katili-diseti-hastaliklari#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 18:19:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>stalkers</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diş Eti Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Dişeti Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Katili]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlam Dişlerin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliklidisler.gen.tr/?p=560</guid>
		<description><![CDATA[En yaygın hastalıklardan biri olmasına rağmen, ülkemizde yeterince tanınmayan dişeti hastalıkları tedavi edilmezse başınıza büyük dertler açabiliyor.Diş Hekimi Cansın Özgür dişeti hastalıkları ile ilgili bir çok önemli noktanın altını çiziyor. Dişeti hastalıkları sanıldığının aksine, en büyük ağız sağlığı problemlerinden biridir. Dişeti hastalıkları sinsi ilerlemektedir… Başlangıçta dişetlerinde kızarıklıklar ve bölgesel olarak kanamalarla başlayan dişeti hastalıkları, kemikte [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>En yaygın hastalıklardan biri olmasına rağmen, ülkemizde yeterince tanınmayan dişeti hastalıkları tedavi edilmezse başınıza büyük dertler açabiliyor.Diş Hekimi Cansın Özgür dişeti hastalıkları ile ilgili bir çok önemli noktanın altını çiziyor.<br />
<span id="more-560"></span><br />
Dişeti hastalıkları sanıldığının aksine, en büyük ağız sağlığı problemlerinden biridir. Dişeti hastalıkları sinsi ilerlemektedir… Başlangıçta dişetlerinde kızarıklıklar ve bölgesel olarak kanamalarla başlayan dişeti hastalıkları, kemikte büyük dejenerasyonlara sebep olup dişin çekimine kadar ilerleyen senaryolar oluşturmaktadır.</p>
<p>Dişeti hastalıklarını iyi anlayıp onlardan korunmak için öncelikle dişeti hastalıklarının neden oluştuğu bilinmelidir.</p>
<p>Dişeti hastalığının ana nedeni, Mikrobiyal Dental Plak adını verdiğimiz bir oluşumdur. Mikrobiyal Dental Plak, yediğimiz yemeklerin artıklarının, ağzımızdaki bakterilerle birleşmesiyle oluşan, dişin ve dişetinin üzerini bir film gibi kaplayan yapıya verilen isimdir. Bu plağın oluşmasıyla olgunlaşmaya başlaması arasında geçen süre 12 saattir. 24 saat süreyle ağızda temizlenmeden duran plak, artık olgun plaktır ve yapısında oluşturduğu metabolitlerle dişeti hastalıklarına ve çürüklere neden olmaktadır. Bu bilgiler ışığında, ağız temizliğimizi 12 saat arayla yapmamız, ağız sağlığımız için çok büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>Uzun süreyle temizlenmeyen Mikrobiyal Dental Plak tükürüğümüzde bulunan organik ve inorganik yapılarla da birleşerek diş taşı dediğimiz sert ve fırçayla temizlenemeyen yapıları oluşturmaktadır. Diş taşları “Dişeti üstü Diş taşları” ve “Dişeti altı Diş taşları” olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Bu diş taşları, dişeti tedavisi ile temizlenmezse kemikte ve dişetinde dişeti iltihabının başlangıcı olan Gingivitis ile hastalığın sürecini başlatacaktır. Gingivitis, dişeti hastalığının ilk aşaması olup, dişetinde kızarıklık ve kanama ile karakterize bir görüntü vermektedir. Eğer bu aşamada hasta Diş Hekimine başvurursa dişetlerinde ve özellikle de çene kemiğinde belirgin bir travma oluşmadan dişeti hastalığının önüne geçilebilmektedir. Bu aşamadan sonraki adım, dişeti iltihabının kemiği de dejenere etmesi sonrasında oluşan Periodontitis’tir. Periodontitis, dişlerin ağız içinde sabit durmasını sağlayan çene kemiği ve çevre dokularından oluşan periodonsiyum denilen yapıyı parçalar. Son aşamada ise dişi tutan neredeyse bütün yapılar dişin çevresinden çekilmekte ve diş kaybedilmektedir.</p>
<p>Diş taşlarının dişetinin üstünde kalan bölümleri standart diş taşı temizliği uygulamalarıyla temizlenebilirken, dişetinin altındaki diştaşları, küretaj ve scaling dediğimiz uygulamarla, Diş Hekimleri tarafından özenle temizlenmelidir.</p>
<p>Bütün bunlardan korunmanın yolu sanıldığının aksine çok basittir. Ağız hijyenimize özen göstermemiz en güzel korunma yöntemidir. Sabah kahvaltısından sonra 3 dakika süreyle, gece uyumadan önce 3 dakika süreyle dişlerimizin bütün yüzeylerini fırçalamamız bu konuda hayati önem arzetmektedir. Ayrıca diş ipi uygulamaları gerekmektedir.</p>
<p>Sonuç olarak dişeti hastalıkları, sinsidir. Hiçbir zaman ciddi bir ağrı yaratmaz… Bu sebepten hastalar Diş Hekimine danışmakta gecikmektedir. Diş Hekiminize 6 ayda bir genel kontrol için yapacağınız ziyaret ve disiplinli bir ağız bakımı sizin, sağlam dişlerinizi kaybetmenize karşı en büyük engeldir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliklidisler.gen.tr/saglam-dislerin-katili-diseti-hastaliklari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağız kokusunu önemseyin…</title>
		<link>http://www.sagliklidisler.gen.tr/agiz-kokusunu-onemseyin</link>
		<comments>http://www.sagliklidisler.gen.tr/agiz-kokusunu-onemseyin#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 18:18:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>stalkers</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ağız Kokusu]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız]]></category>
		<category><![CDATA[kokusunu]]></category>
		<category><![CDATA[önemseyin…]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliklidisler.gen.tr/?p=558</guid>
		<description><![CDATA[Ağız kokusu sosyal davranış bozukluklarına neden olabiliyor Prof. Dr. Mustafa Artvinli, her 4 kişiden birinde ağız kokusu problemine rastlandığını ve pek çok insan da ağız kokusu olmamasına rağmen ağzının koktuğu endişesi ile yaşadığına dikkat çekti. Ağız kokusu bireysel bir sorundan ziyade toplumsal bir problemdir. Ağzı kokan bir kişi, kendi ağız kokusunu algılayamadığı için kokunun farkında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ağız kokusu sosyal davranış bozukluklarına neden olabiliyor</p>
<p>Prof. Dr. Mustafa Artvinli, her 4 kişiden birinde ağız kokusu problemine rastlandığını ve pek çok insan da ağız kokusu olmamasına rağmen ağzının koktuğu endişesi ile yaşadığına dikkat çekti.<span id="more-558"></span></p>
<p>Ağız kokusu bireysel bir sorundan ziyade toplumsal bir problemdir. Ağzı kokan bir kişi, kendi ağız kokusunu algılayamadığı için kokunun farkında değildir. Ancak bundan rahatsız olan insanlar rahatsızlıklarını belli etmenin tedirginliği ile kişiye pek yaklaşmak istemezler. Ağız kokusu olan veya olduğunu sanan kişiler ile yakınları arasında sosyal davranış bozuklukları ortaya çıkmakta, hatta bu nedenle boşanmalar bile görülebilmektedir. Ağız kokusu özellikle oksijensiz ortamlarda yaşamayı seven bakterilerin çıkardığı gazlardan kaynaklanmaktadır. Ağız kokusu genellikle ağız kuruluğu, açlık, kötü ağız ve diş bakımı, burun, sinüs ve boğaz problemlerinden kaynaklanmakta, sanıldığının aksine çok seyrek olarak da yemek borusu, mide hastalıkları, siroz, şeker, böbrek ve bazı akciğer hastalıklarına bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Sigara, alkol, soğan ve sarımsak gibi içecek ve yiyeceklerin tüketilmesinden sonra da kana geçen bu kokular, nefes ile 24-48 saat devam edebilmektedir.</p>
<p>Prof.Dr.Artvinli, sabahları ağız kokusu olabileceğini ancak, kokunun gün boyunca devam etmesinin normal olmadığını ifade ederek, dahiliye uzmanına başvurmalarını önerdi.</p>
<p>Ağzınızı her yemekten sonra temizleyin</p>
<p>Ağız kokusunun yüzde 95’i yeterli diş bakımı, ağız ve boğaz temizliği yapılmamasından kaynaklanmaktadır. Toplumda her dört kişiden biri ağız kokusu problemi yaşıyor ve ağız kokusunun yüzde 95’i yeterli diş bakımı, ağız ve dil kökü temizliği yapılmamasından kaynaklanmaktadır.</p>
<p>Ağız kokusu genellikle ağız, dilin arka kısmı ve boğazda kalan gıda artıklarında mikropların üremesiyle oluşmaktadır. Diş çürükleri de bu şekilde gelişerek kokunun devamlı olmasına sebep olmaktadır. Yeterli diş ve boğaz temizliği yapıldığında koku giderilebilmektedir. Ağız kokusunun en büyük nedeni dilin arka kısmı üzerinde biriken bakterilerdir. Halk arasında dil kökü temizliği yeterince bilinmemektedir. Sabah ve akşam olmak üzere günde en az iki kere dişlerin fırçalanması, yemeklerden sonra ağzın ve boğazın bol su ile gargara yapılarak çalkalanması gerekmektedir.</p>
<p>Artvinli, ağız kokusunun yaşanmaması için ağzın nemli olması gerektiğine de işaret ederek, “Sıvı azlığı, ağız kokusuna neden olabiliyor. Aşırı diyet yapanlar da yeterli sıvı almadıkları için ağız kuruluğu nedeniyle ağız kokusu yaşayabiliyorlar” dedi. Tükürük ağız temizliği açısından çok önemlidir. Tükürük birtakım zararlı maddeleri yok eder ve gıda artıklarını ortamdan yıkayarak uzaklaştırır.</p>
<p>Ağızda sürekli bir tükürük salınımı olur ve bu yutkunularak sindirim sistemine gönderilir. Bu esnada da ağız temizliği sağlanır. Ancak bu salınım yeterli olmadığında, ağız içindeki girintili yerlerde gıda artıkları kalır ve bakteriler çoğalarak ağız kokusu oluşur. Bu nedenle özellikle açlık dönemlerinde ağız ve boğazın su ile çalkalanması, şekersiz sakız çiğnenmesi kokunun giderilmesi için yararlı olur. Ağız kuruluğuna alkol alımı, fazla kahve içilmesi, antiallerjik ve idrar söktürücü gibi ilaçlar da neden olabilmektedir. Ağızda kalan et, yumurta deniz ürünleri gibi yüksek protein içeren gıdalar ağız kokusu gelişimini arttırmaktadır. Yoğurt, maydanoz, tarçın, karanfil ve yeşil çay gibi bazı gıdalar ağız kokusunun giderilmesinde yardımcı olmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliklidisler.gen.tr/agiz-kokusunu-onemseyin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Stres dişlerimizi gıcırdatıyor!</title>
		<link>http://www.sagliklidisler.gen.tr/stres-dislerimizi-gicirdatiyor</link>
		<comments>http://www.sagliklidisler.gen.tr/stres-dislerimizi-gicirdatiyor#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 18:13:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>stalkers</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diş Problemleri]]></category>
		<category><![CDATA[dişlerimizi]]></category>
		<category><![CDATA[gıcırdatıyor!]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliklidisler.gen.tr/?p=556</guid>
		<description><![CDATA[Stresten kaynaklı problemlerden biride ağız sağlığını yakından ilgilendiren ve büyük problemlere yol açan, gece uykusunda yapılan diş gıcırdatma hareketleridir. Özellikle son ekonomik krizde olduğu gibi birçok insan stres altına girmekte ve uyku sırasında diş gıcırdatmaktadır. Çağımızın hastalıkları arasında olan stres nedeniyle oluşan diş gıcırdatma veya sıkma diğer adıyla bruksizm yüzümden sabah uyanıldığında dişlerde ve çenede [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Stresten kaynaklı problemlerden biride ağız sağlığını yakından ilgilendiren ve büyük problemlere yol açan, gece uykusunda yapılan diş gıcırdatma hareketleridir. Özellikle son ekonomik krizde olduğu gibi birçok insan stres altına girmekte ve uyku sırasında diş gıcırdatmaktadır.<span id="more-556"></span></p>
<p>Çağımızın hastalıkları arasında olan stres nedeniyle oluşan diş gıcırdatma veya sıkma diğer adıyla bruksizm yüzümden sabah uyanıldığında dişlerde ve çenede ağrıların oluşması gözlenmektedir. Bu sıkma ve gıcırdatma olayı istemsizce yapılmaktadır. İstemsizce yapılan bu işlemin bireylerde var olup olmamasını anlamak için kişinin bazı sorulara cevap vermesiyle anlaşılabilir. Sabah kalkındığında ağzın açılmasında zorlanma, zorlanma dışında bazı seslerin gelmesi, ağzın rahat açılmaması, yanaklarda, ağızda, kulaklarda ve başa doğru yayılan kısımlarda ağrı olması ve bu ağrının gün boyu sürmesi ağız gıcırdatma ya da sıkmanın belirtileri olarak gösterilebilir.</p>
<p>Fizyoterapist, diş hekimi, psikiyatristin berarber çalışarak yapacağı bir tedavi sayesinde bu hastalıktan kurtulmak mümkündür ve var olan ağrılardan ve ilerde çene ekleminde oluşacak kalıcı zararların ortaya çıkmasına engel olunacaktır.</p>
<p>Tedavi edilmeyen durumlarda ise dişlerin ön yüzeylerinde aşınmalar ve bunun sonucunda dikey boyutta azalmalar, fazla aşınma sonucu dişin sinirinin açığa çıkması, çiğneme kaslarında oluşan gerilemeye bağlı olarak ağrı, fonksiyon kısıtlılığı, çene kilitlenmesi, ileri vakalarda ise ameliyat gerektirecek eklem deformasyonları oluşabilir</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliklidisler.gen.tr/stres-dislerimizi-gicirdatiyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

